17 Ekim 2015 Cumartesi

Doktor Kanas Röportaj

Doktor Kanas

- Sizi ilk defa bir blog yazısı ve sosyal medya hesaplarınız ile duyduk.Kendinizden bahseder misiniz ?

-- İstanbul'da özel bir hastanede Genel Cerrahi uzmanıydım.Ayrıca buraya gelene kadar Suadiye'de muayenehanem vardı. Aslında dünya telaşı içinde kaybolan eski beni unuttum.O yüzden kendimden çok fazla söz etmeyi istemiyorum.Artık Doktor Kanas olarak yenden hayat buldum.

- Peki bize Doktor Kanas'ı anlatır mısınız ?

-- Buraya sadece insani vazifemi yerine getirmek için gelmiştim.Bir nebze vicdanımı rahatlamaktı belki de amacım.Fakat Türkiye'ye dönmeyi planladığımız son gece yaşadığım olay benim için bir dönüm noktası olmuştu. O geceden sonra artık Cerrah Ali gitmişti. Sabaha kadar düşünceler içinde boğulurken son anda gitmekten vazgeçip burada kalmaya karar vermiştim.

- Neden böyle bir karar aldınız ?

-- Döneceğimiz gece yarısı bütün köyü inletecek bir çığlıkla uyanmıştım. Koridorda sedye üstünde kulakları sağır edecek yükseklikte bir sesle ağlayan bir kadın görmüştüm. Muayene etmek için yanına yaklaştığımda herhangi bir yara görememiştim.Fakat üstünde et parçaları vardı.Kanlar içinde kalmıştı. Temizlemeye çalışırken saçlarının arasında küçük bir parmağı elime aldığımda dizlerim tutmaz olmuştu. Ellerim titremeye başladı. Bir cerrahın başına gelebilecek nadir bir olaydır ellerinin titremesi. Fakat kadına ve avuçlarımın arasında duran küçük parmağa baktıkça nefretim artıyor,sabrım tükeniyordu. Sedyenin yanı başında dizleri üstüne çökmüştüm. Kadıncağız rejim veya Rus uçakları köyünü bombalarken araçla kaçmaya çalışırken uçak aracını füze ile vurmuş. Allah'ın takdiri kadına bir şey olmamıştı.Ama 7 aylık bebeği paramparça olmuştu. Benim gördüğüm sahneyi gözünüzde bir canlandırın.O vakit vicdan sahibi bir insanın ayakta durması mümkün değil. Ömrüm boyunca unutamayacağım bir olaya ve acıya şahitlik etmek beni derinden etkilemişti.İşte o gece Doktor Kanas'ın doğduğu gece olmuştu. Sabaha karşı bütün cerrahi malzemelerimi bırakarak bir yemin ettim. Çocuklara,masumlara ve zalimlere bir söz verdim. Bu anneye yaşatılan acının hesabını soracaktım.Yapılanların hesabı hem bu dünya da hem de ahirette elbette sorulacaktır.

- O günden sonra ne yaptınız ?

-- Günlerce kendime gelemedim. İçimde sönmeyen bir ateş o gece alev almıştı.O günden sonra o yangın hiç sönmeden her gün daha da alevlenerek büyüdü. Suriye'de ki en iyi kanas eğitimcisini bularak ondan aylarca eğitim aldım.Eğitimin bittiği gün tüfeğimin içinden bir adet mermi alıp cebime koydum.Bu mermiyi de bütün bu katliamların emrini verenlerden biri olan Beşşar Esed için saklıyorum.Her gün sakladığım bu merminin sahibini bulması için de Rabbime dua ediyorum.

- Kendinize kimseyi rakip görüyor musunuz ? Şimdiye kadar kaç kişiyi öldürdünüz ?

-- Benim böyle bir iddiam da amacım da olmadı. Ben yaptığım şeylerden zevk almıyorum. Ya da Irak'ta,Afganistan'da,Filistin'de,KafkaslardaMüslümanların kanını döken Amerikalı,İsrailli,Rus katiller gibi değilim. Müslümanlar kimsenin ülkesini işgal etmedikleri gibi kendilerine saldırmayan hiçbir insanı da öldürmezler. Benim burada bulunma sebebim sakladığım son merminin sahibini bulduğu gün son bulacaktır.O yüzden Allah ne zaman nasib ederse o zaman burada işim biter. Şimdiye kadar hiç saymadım ve saymayı da düşünmüyorum. Her ne kadar avladıklarım zalim de olsa onları bir sayı olarak görmedim. Bugün İslam coğrafyasında oluk oluk Müslüman kanı akarken bile maalesef İslam alemi kendi kardeşleri için bile sayı hesabına girmişken ben böyle bir hesap içinde olamam.

- Suriye'de birkaç yıldır bulunmanıza rağmen neden şimdi Sosyal medya ?

-- Sadece sosyal medya'da değil,Müslümanlar birçok alanda kendilerini hep geride tuttular. Düşman her alanda bize saldırırken biz neden ona gerektiği cevap vermiyoruz diye düşündüm. Zaten hali hazırda devam eden bir mücadelemi sosyal medya aracılığı ile de insanlara aktarmak istedim. Burada yaşanan zulmü herkesin görmesi ve bilmesi gerekiyordu. Burada üzerine her gün onlarca bomba atılan,kendi devleti tarafından katledilen bir halkın mücadelesi var. Bu mücadele hak ile batılın mücadelesidir.Hakkın tarafında olanlar her ne kadar fiziki olarak zayıf olsalar da kazanacak olan taraf hakkın tarafında olanlar olduğu için burada olmaktan ve onlarla olmaktan dolayı mutluyum.

- Suriye'de yüzlerce ayrı grup var.Siz herhangi bir gruba bağlı mısınız ? İhtiyaçlarınızı nasıl gideriyorsunuz ?

-- Evet. Suriye'de ki grupların sayısının çok olduğu doğrudur. Grupların birbirleri arasında çok az denecek kadar problem olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Düşman üzerlerine geldiğinde hepsi iki elin parmaklarının birbirine kenetlendiği gibi düşmana topyekun verilmesi gereken cevabı veriyorlar.İşte bu yüzden Müslümanlar doğru haber kaynaklarından Suriye mücadelesini takip etmek zorundadır.

Elbette her insan gibi benimde gıda ve teçhizat ihtiyacım oluyor.Dünyanın dört bir yanında yaşayan Müslüman veya gayrı Müslim herkesi rızıklandıran Rabbim beni de rızıklandırıyor. Çok büyük beklentiler içinde değilim.Bazen bir kuru ekmek bazen çeşit çeşit yemek yediğim oluyor.Benim burada bulunma amacım zaten belli.O yüzden yemek yemekten, boş işlerle uğraşmaktan daha önemli işlerim var.Küçük hesaplarla,basit işlerle zaman kaybedemem. Burada dünya savaşlarının büyük aktörleri ile mücadele ediyoruz.O yüzden herkes attığı ve atacağı adımlara dikkat etmeli. Bazı operasyonlarda diğer gruplarla birlikte hareket ediyorum. Birçok silah ve teçhizatım var. Gerektiği yerde ve zamanda ne gerekliyse onu kullanıyorum. Herhangi bir ihtiyacım yok. Suriyeli ensarlar,Türkiyeli muhacir kardeşlerine her türlü desteği veriyorlar.

- Neden tek başınızdasınız ? Neden operasyonların video ve resimlerini çekmiyorsunuz ?

-- Kimsenin benim yüzümden ölmesini kabul edemem.Bu riski göze almak istemiyorum. Sırf bu yüzden burada hiçbir gruba tabi olmadım. Kendimden başka birinin sorumluluğunu üzerime almak istemiyorum. Bir anne babanın daha evlat acısı ile yüreğinin yanmasını kabul edemem. Dediğim gibi ben buraya kendimi ispatlamak için veya düşmanın yaptığı gibi yapmak için gelmedim.Müslümanların dualarında bir parça yer edinebilirsem,yanan yürekleri biraz serinletebilirsem benden daha mutlu biri olamaz. Yoksa bir değil bin kişi de ölse o annenin evlat acısını dindiremez. Görüntü çekip yayınlayan gruplar var. Bu onların kendi düşüncesidir. Ama ben prensip olarak kendi adıma böyle bir hareket içinde olmadım ve olmayacağım da. Bazen beni ve buraları merak edenler için bölgenin veya biten operasyonlar ile ilgili resim veya videoları sosyal medya hesapları üzerinden paylaşıyorum.

- IŞİD veya diğer muhalif gruplara karşı herhangi bir operasyona katıldınız mı ?

-- Benim mermilerim hiçbir zaman Müslüman'a doğru hareket etmedi,etmeyecekte Allahın izni ile. Kardeş katili olarak Rabbimin huzuruna çıkmaktan haya ederim. Benim için öncelikli ve tek hedef zalimlerdir. Düşman dururken kendi kardeşlerimle hatalı bile olsa uğraşmam.O yüzden böyle bir operasyon olursa buna destek vermem ve uzak dururum. Allah onların ABD,İsrail, Rusya,Çin, İran,Hizbuşşeytan ve Esed'e karşı atışlarını isabetli kılsın.
- Verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

-- Aslında ümmetin yüzyıllardır yorgunluğu var üstümde.Çok şey var söylenecek.Çok derdimiz, çok acımız var. Çok yükümüz var. Ümmet olarak çok acılar yaşadık. Elbet bir gün rüzgar yeniden bizim yönümüzden esecek. Hiçbir ihanet,hiçbir zalim cezasız kalmadı,kalmayacaktır. Ya bu dünya da ya da ahirette yaptıklarının karşılığını alacaktır. Kardeşlerim artık birbirinizle uğraşmayı bırakın. Aynı safta omuz omuza kıyama durduğun,aynı kıbleye yönelip beraber düşmana karşı mücadele ettiğin kardeşini incitmekten uzak dur artık.Düşman birlik içinde iken zaten paramparça olan birliğimizi birde sen bölme. Yatan oturana,oturan yürüyene,yürüyen koşana yardım etsin. Yardım etmeyecekse de Allah için sussun. Zaten düşmanın silahı ve sözleri bize yetiyor. Kardeşlerimizin sözleri bizleri daha çok yaralar. Biz düşmana hak ettiği cevabı burada ve dünyanın dört bir yanında veriyoruz. Ümmet kalbini ferah tutsun.


Türkiye halkından ensarlığın hakkını vermesini, Suriyeli misafirlerinde muhacirin ağırlığını taşımasını,Hükümetin de gerçek dost ve düşmanını görmesini ve kardeşlerinin yanında daha fazla yer almasını rica ediyorum.
Devamını Oku

15 Ekim 2015 Perşembe

Solak Olmak İyi mi ? Kötü mü ?

Bu soruyu en başta sorduk ve en sonda da tekrar soracağım. Cevabınızı merak etmiyor değilim. Öncelikle şu klasik bunaltıcı soruları hatırlayalım mı ? Aaa solak mısın ? Yemeği de sol elinle mi yiyorsun ? Topa da sol ayağın ile mi vuruyorsun ? Evet kardeşim hepsini sol elim ile yapıyorum. Solak olmak o kadar ilginç karşılanıyor ki bu toplumda sanki bütün herşey sağa kayıyor. Bir kaç örnek vererek küçük fakat önemli aletlerin solaklar için yapılmadığını bencilce bir ayrım olduğunu anlayabilirsiniz.

Mesela cezve. Evet solaksınız ve eşiniz sizden önce evden çıkmak zorunda kaldığı için bu sabah yumurtaları cezvede siz haşlayacaksınız ve solaksınız. O içinde kaynayan suyu dökerken nasıl şekilden şekile gireceğinizi görmeye ne dersiniz. Çünkü cezveler sağlaklar için yapılmıştır.

Ya da bir makas düşünelim. Elinize en yakın makası alın ve bakın sonuç değişmez çünkü makasların hepsi sağlaklar için yapılmış bir alettir.

Alttaki resime bakıldığında solakların yaşama hakkı yokmuş izlenimine yol açan bir görüntü mevcut. Solak olan bir insan solundakinden izin alıp masasını kullanması mı gerekiyor. Hiç adil değil !

Sağlaklar için sandalye

Solaklar için spiralli deftere ya da tahtaya yazı yazmak nedir biliyor musunuz ? Solak değilseniz bilemezsiniz. Sağlaklar bilekleri düz bi şekilde rahatlıkla yazabilirken solaklar bileklerini kırmak zorunda kalmaktadır. Bu da büyük bir güç sarfetmesine sebep olmaktadır. Eğer bi solak tahtaya yazı yazmaya başlamışsa muhtemelen yazının sonu çapraz biter. Ya da defteri capraz tutarak düz yazmaya çalışır.
Konuşan adamlar

Keşke bu kadar olsa fakat bir de işin teknoloji boyutu işin içine girdi ve onlarda sağcılığını belli etti. Dikkat ederseniz tuş takımı kaydırma olan telefonlarda genellikle sağlaklar için rahatlıkla açılan bi tuş takımı solaklar için yine ekstra bir zahmet gerektirmektedir.

Konuşan adamlar

Bunların yanı sıra solak olmanında bazı avantajlarından bahsedilmektedir. Mesela solakların beyin hücreleri daha hızlı çalışarak birden fazla duyguyu aynı andayaşayabilir yada daha hızlı eğitim yapabilir. Sayısal zekasının daha gelişmiş olduğu yönünde yapılan açıklamalar mevcut.

Einstain, Benjamin Franklin, Büyük İskender, Napolyon'un solak olduğu bilinmektedir. Fakat alttaki resimde sağ elini kullandığı görünmektedir.

Albert einstain
Solak insan sayısı dünya üzerinde %12 civarlarındadır. Her iki elini kullanabilen insan sayısı ise %1 olarak gösterilmektedir.

Şimdi tekrar soruyorum Solak Olmak İyi mi ? Kötü mü ?
Devamını Oku

26 Eylül 2015 Cumartesi

Ülkemizde değer görmeyen, çok değerli dizilerden 18 replik

Ülkemizde iyi şeylerin vadesi kısa sürdüğü gibi İşler güçler, leyla ile mecnun, Behzat ç. Gibi dizilerinde vadesi kısa sürmüştür. Dizi saatlerini geçe kuşağına vermeleri bir çok insanın dizilerden haberdar bile olmaması anlamını taşımaktadır. Ama bizim gönlümüzde tahta sahip bu dizilerdeki repliklerin bazılarını toplayarak sizler ile buluşturuyoruz. Ve bu dizileri izlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

1- Ulan mı ?
Ulan mı ?


2- Tamam ben horluyorum ama..




3- Am*na bile korum




4- Ben bekliyorum





5- Ev ev değil.



6- Kontör mü isteyeceksiniz ?




7- Millet mutluluktan..



8- Niye iki kere çektiler ?



9- Son 1 dilek hakkınız kaldı



10- İçimdeki çocuğu Sallandırıyorum.




11- Niye Artistlik yapıyosun lan



12- Yalan söyleyeni yatırıp. . 



13- Adaletini..




14- Pardon Bi şey mi aramıştınız ?



15- Bundan sonra küfredenin





16- Ananı s*kim Feride...




17- Annem evde yok




18- Anladım abi 



Devamını Oku

13 Eylül 2015 Pazar

İnstagramda Mizah sanatı (Erkekatasozuu)

     Erkek Atasözü(erkekatasozuu)

Facebook, Twitter gibi sosyal medya araçlarının varlığını sürdürmesinin yanı sıra son yıllarda patlayan ve en çok kuşlanıcıya sahip olma özelliğini kazanan instagramda artık herşey hemen hemen mümkün. Kendini her geçen gün geliştirmeye devam eden instagramda, ticaret, sohbet gittikçe yaygınlaşmaktadır. Artık işletmeler ürünlerini instagram üzerinden tanıtmaktadır. Bu durum hiç hoşuma gitmese de bende bir instagram kullanıcısıyım. Geçenlerde instagramda dolaşırken bir sayfaya denk geldim. @erkekatasozuu adlı sayfa yeni kurulmuş olacak ki takipçi sayısı oldukça azdı. Fakat bugün instagramda dolaşırken 3 gün gibi kısa bir sürede 1400 takipçiye ulaştığını görünce biraz göz atma gereği duydum. Kız atasözlerine karşı kurulan bu sayfa gerçekten hoş mizah dolu esprilerle kullanıcılarını güldürmeyi başarıyor. Açıkcası bende tebessüm etmeden kendimi alakoyamadım. Sayfa düzeni çok hoşuma giderken bazı gözüme çarpan ve hoşuma giden esprileri fotoğraflayıp sizlere sunmak istedim. Umarım sizde beğenirsiniz.  Sizde sayfayı beğenir takip etmek isterseniz instagram arama butonuna (erkekatasozuu) yazmanız yeterli olacaktır. İyi eğlenceler :) 

Erkekatasozuu

Erkekatasozuu

Erkekatasozuu

Erkekatasözü

Erkekatasozü

Erkek atasözü

Erkekatasozu

Erkekatasozuu

Erkekatasozuu

Erkekatasozuu

Erkek atasozuu

Erkekatasozuu

Erkekatasozuu

Devamını Oku